Einstein izafiyet teorisini ortaya attığından beri fizikçiler dünya üzerinde dört boyut bulunduğunu kabul ediyorlar… Uzunluk, Yükseklik, Genişlik. Ve dee zaman… Diğerleri üç boyutlu iken zaman tek boyutlu; yalnızca ileri gidiyor. Bir gün zaman makinesi bulunursa belki o zaman geriye gitmek mümkün olacak 🙂

Zamanı anlamak anlamlandırmak için yıllara aylara günlere saatlere bölmüş insanoğlu. Düşünceler inançlar bir asır olurken hep… Duygular bir an olmuş…

Dost sohbetlerinde sık sık “zaman ne çabuk geçiyor… O kadar oldu mu… Kaç yaşında senin kız, oğlan” vb sözleri sık sık söylerken, ya da dinlerken buluyorsanız kendinizi, artık zamanla usul yavaş cilveleşmeye başlamışsınız demektir ileriye dönük 🙂

Nedir zaman? İdrak edebildiğimiz 60-70 yıllık bir ömür müdür? Kendi ömrümüzün sınırlarıyla tanımlamak zamanı; belki bir dağa uzaktan bakmak… İçerisinde ki patikaları, börtü böceği duymadan dokunmadan… O güzelim çiçekleri koklamadan.

Zaman somut olarak kısaldı mı? …Evet Zamanın somut olarak kısaldığını belirten bilim adamları var! Somut olarak kısalmasa da soyut olarak an be an kısalmakta… Nasıl mı ? Hayatta ki ayrıntılar, yaşama biçimimiz her geçen gün zamanımızı kısaltmakta, kısıtlamakta … Kısalttı ki “benden bir tane daha olsa, 24 saat bana yetmiyor vb.” düşüncelere dalmış buluveririz kendimizi … Bin Parçaya bölündüm… Şarkı sözü misali her geçen gün zamanı, günü, anı bir kaç parçaya bölmek yetmiyor bize artık…Onlarca parçaya bölmeye…Parçalamaya çalışıyoruz anı…Yetiştiğimizde sorun yok…Yetişemediğimiz de ortaya çıkan gerilimli duygularla baş edebilmek için bile zamana ihtiyacımız var yine… Zaman sadece birazcık zaman 🙂

Peki bu kadar somut bir kavram mı zaman… Yoksa manevi bir zaman saatiniz var mı? Olsaydı kaça kurardınız ?

Zamana paralel, kıyısında, köşesinde ya da zamanın tam içerisinde…Yaşanmışlıklar…Hızla geçti, hızlı geçti mi ?… İyi kötü zaman dilimleri var mı ikinci çeyrek asra yaklaşan ömürlerinizde? Zaman makinesi icat edilirse eğer ben o zamanlara döneyim diyeceğiniz… Nedir zamanı iyi kötü, hızlı yavaş diye tanımlamanıza yol açan? Hemen başlamayın ben 18 yaşına, çocukluğuma vb. düşüncelere odaklanmaya… Peki odaklandınız madem… Nedir sizi o anı tekrar yaşamaya iten … Duygular…Vee insanoğluna bahşedilen ve herkese eşit dağıtılan neler var acaba… Zengin fakir, yaşlı genç, eğitimli eğitimsiz desem… Zaman ve duygular gelir mi aklınıza?

Peki ya zamanda iz bırakmak desem? Hayatımızdaki her şeye her an birebir etkimizin olmadığı, olamayacağı gerçeğiyle iç içe yaşarken… Eşyada, görünen de, maddede iz bırakmak kolay iken… Yaa zamanda iz bırakmak ? …İnsana, insanlığa dair… Ne ilginçtir değil mi, kimi hayatımızdan çekip giderek iz bırakırken, kimi hayatımıza girerek yapar bunu…

Birçok öğretide anı yaşamak yüceltilen bir kavramdır… Şimdi ki zaman… Şimdi ve buradaysak eğer anmak pasif bir eylem midir geçmiş zamanları? Geçmiş zamanları önemsiz sayarsak eğer… Yavan bi eylemin içerisinde mi buluruz kendimizi? Geçmişte yaşamak zor iken kimine göre, güçlü bir aşıya mı bakar anıları anmanız… Yaa anları anılaştırmanız ?

Kaydedilen zaman… Kaydedilmeyen zaman… Şöyle bir anlığına da olsa gözlerinizi kapatıp bir derin nefes alsanız… Arkasından gidebildiğiniz en eskiye gitseniz… Çocukluğunuza dair ilk neyi hatırlayabiliyorsunuz…Karıştırın karıştırın tozlu belleklerinizi…Yoksa Resetlediniz mi 🙂 Farkedeceksiniz ki duygularınızın eşlik ettiği her zamanda, “an” kaydedilen zaman iken…Duyguların eşlik etmediği her an kaybedilen zamandır…Kaydettiklerimizle biliriz zamanı…Kaydettiklerimizle anlamlandırırız…”Güldüğüme bakmayın şimdi ben bunları anlatırken…Yaşarken çok zordu” vb. ifadeleri kullanmamız bundandır. İsterseniz çocuklarınıza da uygulayın yukarıdaki tekniği… Göreceksiniz ki hatırladıkları zamanlar ya çok mutlu oldukları, ya heyecanlandıkları korktukları, belki utandıkları anlar olacaktır.

Zaman mı su gibi akıp gidiyor… Biz mi zamanın içerisinden geçiyoruz hızlı hızlı? Takvimler saatler herkese somut bir şeyler ifade etse de zaman herkese başka başka deneyimler sunacak… Herkese başka başka yaşanmışlıklar… Yaşanacaklar… Her defasında her anında… Ancak ne getirirse getirsin, ne kadar çabuk geçerse geçsin, bir gün getirdiklerini götürecek bile olsa elimizde ya an var ya anılar… KAYDEDİLEN ZAMANLAR  🙂

 

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş