Her insanın, hayatında belirli alanlarda yaşadığı zorluklar vardır. Bu zorlantılar, kişiler arası ilişkilerle veya kişinin kendisiyle ilgili olabilir ve aile, iş ve sosyal alanlarına yansımalarında gözlemlenebilir.

Bazı zorlantılarımız kendini tekrar eden, uyuşmaz ve kopukluk içerir nitelikte olabilmektedir. Bu tekrarlar farklı zaman, koşul, yer ve kişilerle de kendini gerçekleştirebilir.

Bazen yaşantılarımızın sonuçları için öfkelenir veya üzülürüz. Hatta “yine aynı şeyi yaşıyorum”, “hep böyle oluyor”, “tekrar başarısız oldum veya mağdur oldum”, “yine yalnızım veya terkedildim” ve benzerleri tepkileri verebiliriz.

Aslında bu noktada aynı yolun aynı yere çıkmasının doğallığını fark etmeden ya da bu gerçeği önemsemeden isyan edip aynı yoldan yürümeye devam ederiz. Neden bunu yaparız?

Bu tekrarların en kabul gören açıklaması; erken yaşantılarımızda, çocukluk deneyimlerimizde öğrendiklerimiz; bağlanma ve ilişki kurma biçimlerimizin nasıl geliştiği ile ilgileri bilgileri kullanmaya devam etmemiz; yaşamımızın erken dönemlerinde kendimize, diğerlerine ve dünyaya ilişkin oluşan inançlarımızı doğrulamaya iten bilinçdışı davranışlarımızdır. Bunlar esnek olmayan, katı ve uyumsuz yapılardır. Şimdiki zamandaki çoğu şikayetimizin altında bu yapılar yatar.

Yaşamımızdaki bu tekrarların, kuramlarda birçok ismine rastlamaktayız. Bu tekrarlara döngü, örüntü, patern, ezber, motif, döngüsel maladaptif örüntüler de diyebiliriz.

Ben genelde örüntüyü kullanırım. Örüntüler kolaylıkla belirleyebildiğimiz şeyler değildir. Ama özellikle sıkıntı yaşadığınız durumları bir araya getirdiğinizde kendini tekrarlayan his ve düşünceleri saptayabilirseniz yavaş yavaş ortaya bir örüntünün, kendini tekrar eden uyumsuz davranışların çıktığını görebilirsiniz.

Geriye dönüp şöyle bir yaşamınıza bakın, onu notalardan oluşan bir besteymiş gibi hayal edin. Hangi notaları, hangi sesleri daha çok duyuyorsunuz? Yaşamınızın nakaratları nasıl?

Örüntülerimizi değiştirmek için kendimize karşı yeni bir anlayış, kişiler arası ilişkilerimizde yeni his ve düşünceler geliştirerek erken yaşantımızdaki başa çıkma mekanizmaları yerine daha uyumlu başa çıkma mekanizmaları için uğraşmalıyız.

Gördüğünüz gibi kahramınımız aslında başına geleceklerden tam olarak habersiz değil. İçsel kaynaklarımızı geliştirerek, yenilerini var ederek değişimi sağlayabiliriz.

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş