Bir yılı daha geride bırakmamıza bir Aralık kaldı. Yılbaşı zamanı, beni tüm diğer özel günlerden daha çok heyecanlandıran, yılın en sevdiğim zamanıdır. Hele ki 00.00’a son 10 saniye kala yaptığımız geri sayımda beynimizin duygulardan sorumlu merkezi limbik sistemin bende ne kadar aktif olduğuna inanamazsınız. Muhtemelen 70 yaşındayken de yeni yıla girerken bir çocuk gibi heyecanlanacağım. Bu kadar heyecanlanmamın nedeninin; yeni yıla birçok umut yükleyip, yeni ve farklı deneyimlerin geleceğine dair yüksek beklenti ve inancım olduğunu düşünüyorum.

Yeni yıla doğru, geçtiğimiz yılın bir muhasebesini yaparım. Neler oldu bitti, nereleri gördüm, yeni neler keşfettim, nerelerde çok mutlu oldum, nerelerde çok üzüldüm veya zorlandım, neler beni nasıl etkiledi, bendeki değişiklikler neler, işim nasıl gidiyor, çevrem nasıl, dünya ne durumda? Neleri gerçekleştirebildim, neleri gerçekleştiremedim? Bu sorular önümüzdeki yıl rüzgarımın yönünü belirleyecek, ben ise rüzgarı pupadan alıp yaşamdaki diğer limanlara seyrimi gerçekleştireceğim, herkes gibi.

Biliyorum; 2020’ye çok kızgınız, tüm suçu ona yükledik ve kötü tecrübelerin geride kalması için bir an önce bitmesini istiyoruz. Fakat ne yeni bir yıl olumsuzlukları alıp götürecek ne de bu olumsuzlukların kaynağı 2020. Bu yıl belki de daha önce hiç zorlanmadığımız kadar zorlandık, korktuk ve yorulduk. Zorlanmalar hazinemizi en çok genişleten ve gelişmemize olanak sağlayan koşullardır. Salgın dönemi koşullarının, bizlere önemli armağanlarının olduğuna inanıyorum. Bunlar pek somut şeyler olmadığı için onları görmekte zorlanıyor olabiliriz. Bu yıl aslında hepimiz bazı içsel kaynaklarımızı geliştirmek zorunda kaldık. Bozulan rutinimiz yerine yenisini inşa ettik, belki bir daha bozuldu ve yeniden inşa ettik. Kendimizle daha çok vakit geçirebildik ve belki de güçlü yanlarımızın daha çok farkına varıp, güçsüz yanlarımızla yüzleştik. Kendimize yatırım yapabilme imkanımız arttı. Bu yatırımlar bazen terapi bazen yeni bir uğraşı şeklinde oldu. Bazen üst üste gelen zorluklar karşısında pes edeceğimizi düşünürken aslında iyi ya da kötü dayanabildiğimizi ve devam edebildiğimizi hatta daha iyisini bulabildiğimizi gördük. Herşeyden önemlisi fiziksel mesafemiz artmasına rağmen ruhsal mesafelerimiz kısaldı. Daha çok paylaşır, daha çok kıymet bilir olduk.

***

İnsan kendini korumak için önce olumsuzu görmeye yatkındır. Başına gelen zorluklardan sonra hatırladığı yaşamın değerini, tekrar hatırlatacak yeni bir zorluğa kadar silikleştirmeye meyillidir. Bu nedenle sadece olumsuzları değil olumluları da kayıt altına almak için kendimizi zorlamalıyız.

***

2020 nasıl başladıysa öyle bitiyor olabilir ama bu bizim için geçerli değil… Biz yaşamın ve dünyanın daha sert ve sarsıcı yüzlerini deneyimledik ve bu sayede belki yorgun ama daha güçlenmiş, daha donanmış bir şekilde bu yılı bitiriyoruz.

Hayat iniş çıkışlarla dolu ama biz her gün ve her an, kim olduğumuzu seçiyoruz. Fırtına gelebilir, yönünüzü kaybetmekten korkmayın, hazineyi savrulduğunuz yerde bulabilirsiniz. Hayattan ne almak istiyorsanız onu alacağınız, unutulmaz bir yıl diliyorum!

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş